İçeriğe atla

Atölye

Beyoğlu'nda bir stüdyo sabahı

· · 4 dk okuma · 12 yorum

Beyoğlu stüdyosunda pencereden süzülen krem ışıkta, sehpada bekleyen çay ve oturan bir figürün silüeti (yer tutucu)
Stüdyo, 16 Nisan sabahı · Beyoğlu, dördüncü kat

Krem perdelerin arasından düşen ışığın sessizliği, sabahın ilk saatinde tek başına dolaşır odada. Henüz hiçbir şey çekilmemiş, hiçbir karar verilmemiştir; sadece gün önümüzde duran bir kağıt gibidir — pürüzsüz, beklemeyi seven, aceleyi sevmeyen.

Sehpada bir bardak çay var. Camın buharı parmak izine dönüşene kadar bekliyoruz. Atölyenin kuralı, her sabah konuşmadan önce çayı içmek; çünkü bir mankenle tanışmak da bir konuşmaya başlamak gibidir — soğuk bir cümleyle değil, sıcak bir sessizlikle başlar.

Yarım saatlik ön gösteri

Defne bu sabah ilk gelendi. Eski apartmanın dördüncü katına çıkarken merdivenin son basamağında durmuş, çiçek desenli halıya bakıyordu — bizim için bir küçük ön gösteri gibiydi. İçeri girdiğinde ne fotoğraf, ne kamera, ne ışık — yalnızca bir oturma odasıyla karşılaştı. Yanlış oda zannetti. Doğru oda buydu.

"Bir mankenle çalışmak, kendisinin sahip olduğu bir hareketi ortaya çıkarmaktır; ona yeni bir hareket öğretmek değil."

İlk poz yarım saat sonra düşünüldü, bir saat sonra çekildi. Aralarda Defne'nin annesinin Bursa'dan getirdiği reçelden, bir bahar geçtiğinde Roma'da gördüğü bir vitrinden, küçükken dedesinin sözlüğünden ezberlediği üç İngilizce kelimeden konuştuk. Her bir konuşmadan bir bakış kalıyor; o bakış, biraz sonra çekilecek karenin içinde duruyor.

Aynanın yanında bekleyen altın bir bilezik ve fırça (yer tutucu)
Masada bekleyen küçük doğa — altın bir bilezik, bir fırça, bir çiçek.

Sessizliğe varış

Akşam üstü stüdyoyu toparlarken sandalyeler hâlâ sıcaktı; çayın kokusu duvardan çıkmamıştı. Bu, bizim için bir günün bittiği değil, başka bir sabaha bağlandığı an. Her manken, her çekim, bir sonrakine doğru sessizce uzanan bir telkari iş gibi.

Bir gün size geldiğinizde, kapıyı çalmadan önce belki yine bir bardak çay olacak. Belki yine ışık krem perdenin arasından düşecek, belki başka bir Defne, başka bir İpek bizimle aynı merdiveni çıkacak. Atölyemizin asıl koleksiyonu işte bu sabahlardan birikiyor — fotoğraflardan değil.